Uzay keşif tarihinin en büyük ve en popüler hedeflerinden biri olan Mars’ta insanlar için uygun yaşam koşullarının meydana getirilmesine ilişkin çalışmalar yürüten bilim adamları, Kızıl Gezegen’in etrafında manyetik alan oluşturmasına ilişkin teknik senaryoları inceledi.
Uzay keşif tarihinin en büyük ve en popüler hedeflerinden biri olan Mars’ta insanlar için uygun yaşam koşullarının meydana getirilmesine ilişkin çalışmalar yürüten bilim adamları, Kızıl Gezegen’in çevresinde yapay bir manyetosfer oluşturmanın ve nihayetinde gezegende kalıcı yerleşimlerin inşasının nasıl mümkün kılınabileceğine dair bir makale yayınladı.Acta Astronautica’da yayınlanan makaleyi kaleme alan NASA uzmanları, şu ifadeleri kullandı:
“İnsanlık şayet Mars’ı uzun vadeli kolonileştirilmeyi düşünecek olursa, bunun için ihtiyaç duyulacak kaynaklar pahalı olacak. Mars’ta uzun süreli insan varlığının inşa edilmesi için gezegenin yaşanabilir kılması üzerinde ciddi bir şekilde düşünmemiz gerekecek. Böylesi bir yaşanabilir kılma süreci için en büyük gerekliliklerden biri, Mars’ın hali hazırda sahip olmadığı yerçekim alanının sağladığı korumaya sahip olmak olacak.”

Makalede Mars’ı çevreleyen bir manyetik alan oluşturulması olanaklarının pratik ve mühendislik aşamalardaki zorluklarının ilk kez kapsayıcı bir şekilde incelendiğini ifade eden bilim insanları, farklı mühendislik yaklaşımlarının olumlu ve olumsuz yanlarını değerlendirdi. Bilim insanları, “Uzay araştırmalarında yeni bir çağ başlarken, bu yeni ve cesur gelecek konseptlerini düşünmeye başlamanın ve stratejik bilgi boşluklarını doldurmaya başlamanın zamanı geldi” ifadelerini kullandı.
Dünya’nın manyetosferi, gezegenimizi uzayda neredeyse ışık hızında dolaşan yüksek enerjili partiküller olarak tanımlanabilecek kozmik ışınlardan koruyor. Manyetosfer aynı zamanda, gezegenimizin atmosferini tutmasını sağlayarak büyük Güneş fırtınalarından zarar görmesini engelliyor.
Mars yüzeyinde manyetik alanın yer aldığı bazı küçük bölgeler varlığını sürdürse de, bu kısıtlı alanlar gezegenin güney yarımküresi ile sınırlı ve gelecekte mümkün kılınabilecek herhangi bir kolonizasyon için yeterli koruma sağlayacak kadar büyük veya güçlü değil.
Makalede incelenen seçenekler arasında, Mars’ın demir çekirdeğini nükleer silah kullanarak yeniden harekete geçirme ihtimali de yer alıyor. Ancak bilim insanlarına göre bu ihtimal, çok sayıda nükleer silahın gerekli olacağı göz önüne alındığında ve bir dinamo sürecinin başlatılıp başlatılamayacağına, başlatılsa dahi ne kadar sürdürülebileceğine dair belirsizlikler göz önüne alındığında, nükleer silah ihtimalinin asla geçerli bir seçenek olmayacağı sonucuna vardı.
Dünyanın mevcut manyetik alanı, dönen, taşınan ve elektriksel olarak iletken bir sıvının bir manyetik alanı koruyabildiği bir süreçten meydana gelen dinamo etkisinin bir sonucu olarak, demir çekirdekten oluşuyor. Ancak makalenin yazarı olan bilim insanları, Mars’ın içi Dünya’ya kıyasla daha küçük ve daha serin olduğu için gezegenin içindeki dinamo sürecinin yeniden başlatılmasının çok zor olacağını öngörüyor.
Bir diğer seçenek ise, geniş bir zemin tabanlı veya yörüngesel solenoid döngü sistemi kullanmayı içerebilir. Ancak bu ihtimal de uzayda kullanılan malzemeye bağlı olarak çok ağır olabilen ve çok miktarda nadir madde içeren devasa bir fiziksel yapının inşasını gerektirecek. Söz konusu süreç için devasa miktarda bir enerji ihtiyacının da oluşabileceğini belirten uzmanlar, özellikle kontrollü nükleer füzyonun verimli bir enerji kaynağı olarak başarılı bir şekilde hayata geçirilmesi durumunda, güç gereksiniminin karşılanamayacak bir boyutta olmayacağını kaydetti.Bilim insanları, hangi seçenek hayata geçirilirse geçirilsin, Mars’ta manyetosfer oluşturma sürecinin çok geniş bir kaynak gereksinimine neden olacağını ve her ihtimalin büyük teknik sorunları beraberinde getireceğini de dile getirdi.
Kaynak: https://tr.sputniknews.com/20211124/kizil-gezegen-etrafinda-manyetik-alan-olusturma-ihtimali-incelendi-hedef-marsi-kolonilestirmek-1051097976.html
- Bilim insanları negatif zamanı kanıtladı: Zaman yolculuğu mümkün mü?
Bilim insanları, ışığın bazen bir malzemeden geçmeden önce çıkmış gibi göründüğü ‘negatif zaman’ fenomenini kanıtlamayı başardı. Dalgaların maddeden geçerken bozulmasıyla oluşan bir yanılsama olarak görülen fenomenin bulguları arXiv adlı ön makalede yayımlandı. - Sahra Çölü’nün altında neler var?
Dünyanın en büyük tropik çölü olan Sahra’nın altında yatan sırlar açığa çıkıyor. Araştırmalara göre, insanlık tarihini yeniden yazacak olan bulgular ve ‘kayıp cennet’ çölün altında yatıyor. - Satürn’ün en büyük gizemlerinden biri çözüldü: ‘Halkaların nasıl oluştuğunu açıklayabilir’
Gök bilimciler, Satürn’ün uydusu Titan’ın kendinden büyük başka bir uyduyla çarpışmış olabileceğini, ve bunun Satürn’ün ünlü halkaların oluşumunda rol almış olabileceğini ileri sürdü. - Antarktika, şimdiye kadar kaydedilen en hızlı buzul çöküşünü yaşadı
Antarktika’nın doğu yarımadasındaki Hektoria Buzulu, modern kayıtlardaki en hızlı geri çekilmelerden birine sahne oldu. Buzul, yalnızca iki ay içinde yaklaşık 8 kilometre geriledi ve kütlesinin neredeyse yarısını kaybetti. - Bilim insanları kozmik takvimi hesapladı: Gezegenlerin ömrü ne kadar?
Gezegenler doğuyor, evrim geçiriyor ve sonunda ‘ölüyor’. Bilim insanları bu sürecin süresinin, yıldızın türüne, gezegenin yapısına ve iç dinamiklerine göre milyonlarca yıldan trilyonlarca yıla kadar değişebildiğini belirtti. Uzmanlar, diğer gezegenlerin Dünya’dan daha uzun yaşayabileceğinin altını çizdi. - Astronomlardan şaşırtan keşif: Erken evrende kara delik beklenenden 13 kat daha hızlı büyüyor
Astronomlar, evrenin ilk dönemlerinde oluşan bir kara deliğin mevcut teorileri zorlayacak şekilde beklenenden 13 kat daha hızlı büyüdüğünü ortaya koyarak, kara deliklerin nasıl oluşup evrimleştiğine dair önemli soruları yeniden gündeme taşıdı.
